Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 30/96
Dış dünya vardır; ama biz onu doğrudan değil, kendi deneyim kâinatımızın içinden yaşarız. Aynı olay, aynı söz, aynı bakış, aynı beklenti farklı insanlarda bambaşka dünyalara dönüşebilir.
*
Hepimiz kendi deneyim kâinatımızın merkezinde yaşarız.
Dışarıda bir dünya vardır elbette. İnsanlar, nesneler, olaylar, ilişkiler, sesler, yüzler, sözler vardır. Ama bunların bizde neye dönüştüğü, kendi deneyim kâinatımızda oluşur.
Aynı söz birinde cesaret uyandırabilir, bir başkasında utanç, bir diğerinde öfke. Aynı başarı bir insan için sevinçtir, bir başkası için yetersizlik hissi. Aynı eleştiri birini geliştirebilir, birini dağıtabilir, bir başkasında yıllar önce duyduğu bir sesi yeniden uyandırabilir.
Dış dünya hepimize aynı biçimde dokunmaz. Çünkü biz ona aynı yerden bakmayız, aynı geçmişle yaklaşmayız, aynı zihinsel modellerle anlam vermeyiz.
Bir sınıfta 24 öğrenci ve bir öğretmen olsun. Dışarıdan bakınca tek bir ders vardır. Aynı sınıf, aynı tahta, aynı öğretmen, aynı konu… Ama içeriden bakınca 25 ayrı deneyim kâinatı yaşanır.
Evinden yarı aç gelen çocukla imkân içinde büyüyen çocuk aynı dersi mi görür? Dersi sevenle sevmeyen aynı bilgiyi mi alır? Öğretmeni sevenle ondan korkan aynı sesi mi duyar? Arkadaşına ilgi duyan öğrenciyle, eve dönünce yaşayacağı gerginliği düşünen öğrenci aynı anda aynı yerde midir?
Öğretmenin deneyimi de bambaşkadır. O da sınıfa kendi yorgunluğuyla, beklentisiyle, korkusuyla, sevgisiyle, zihinsel modelleriyle gelir.
Tek bir ders vardır belki; ama 25 ayrı dünya çalışır.
Yaşamımız da böyledir.
Bize söylenenler, bizden istenenler, önümüze konan ölçüler, aldığımız eleştiriler, duyduğumuz övgüler, yaşadığımız başarılar ve başarısızlıklar kendi deneyim kâinatımızda anlam kazanır. Mükemmeliyetçilik de çoğu zaman bu anlam verme alanında şekillenir.
Birinin “daha iyi yapabilirsin” demesi dışarıdan küçük bir cümle olabilir. Ama bizim içimizde “yine yetmedi”, “asla tamam olmayacak”, “değerim buna bağlı” gibi bambaşka seslere dönüşebilir.
Bu yüzden kendi deneyim kâinatımızın merkezinde olmak, dış dünyayı yok saymak değildir. Tam tersine, dış dünyanın bizde neye dönüştüğünü fark etmektir.
Ben neye nasıl anlam veriyorum?
Hangi söz bende neden bu kadar büyüyor?
Hangi beklenti içimde kimin sesiyle konuşuyor?
Hangi ölçüyü gerçekten benimsedim, hangisini ödünç taşıyorum?
Hangi “oldu” ve “olmadı” hükümleri benim merkezimden değil, başkasının içime yerleşmiş ölçüsünden geliyor?
Kendi merkezimizde durmak, her şeyi kontrol etmek değildir. Her şeyden etkilenmemek de değildir. İnsan etkilenir. İnsan değişir. İnsan başkalarından beslenir.
Ama kendi merkezimizden uzaklaştığımızda, bu etkiler bizi beslemek yerine yönetmeye başlar. Başkalarının ölçüleri bizim iç yargıcımız olur. Toplumun kaba ayarı bizim iç sesimiz hâline gelir. Eski cümleler bugünkü kararlarımızı belirler. Bir işi tamamlamaya değil, içimizdeki bir sesi susturmaya çalışırız.
Kendi deneyim kâinatımızın merkezinde olmak ise başka bir şeydir.
Dışarıdan geleni bütünüyle reddetmek değildir. Her etkiye kapıları kapatmak değildir. Kimseyi dinlememek değildir. Dışarıdan geleni içimizde tanımak, tartmak, dönüştürmek ve bize gerçekten ait olup olmayacağına bakmaktır.
Böyle durduğumuzda, başkalarından öğrenebiliriz ama başkalarının ölçülerinde kaybolmayız. Toplumla ilişki kurabiliriz ama toplumun kaba ayarını kendi öz ayarımız sanmayız. Eleştiriyi duyabiliriz ama onu doğrudan değer hükmüne çevirmeyiz. Özeni koruyabiliriz ama zorlantıya teslim olmayız.
Mükemmeliyetçilikle çalışırken bu merkez çok önemlidir.
Çünkü “oldu mu, olmadı mı?” sorusunu kendi deneyim kâinatımızın merkezinden sormuyorsak, cevabı çoğu zaman başkalarının sesleri verir.
Ve işte bu noktada, bizi yöneten zihinsel modelleri keşfetmemiz gerekir.
← HER ETKİLEŞİM BİR MUKADDİME | İçindekiler | ZİHİNSEL MODELLERi KEŞFETMEK →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.