BİR PUSULA OLARAK DEĞERSİZLİK

Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 63/96


Olumsuz duyguların, deneyimlerin ve izlenimlerin değeri, onlardan yön alabilmekte gizlidir. Değersizlik hissi de doğru ayarlandığında bize nerede eksik kaldığımızı, nerede fazla küçüldüğümüzü ya da nerede kendimizi yanlış ölçtüğümüzü gösterebilen bir pusula gibi çalışabilir.

*

Değersizlik hissi kendi başına ne bütünüyle düşmandır ne de her zaman haklıdır. Doğru çalıştığında bize pusula gibi yön gösterebilir. Yanlış ayarlandığında ise bizi olmadığımız kadar eksik, olmadığımız kadar yetersiz ya da olmadığımız kadar değersiz hissettirebilir.

Özdeğerle ilgili işaretlerin gerçekten yön verebilmesi için iki şart vardır:

Birincisi, görece doğru bilgi vermesi.

Eksik olmadığımız bir yerde devasa bir eksik varmış gibi alarm çalıyorsa, pusula bizi yanıltır. Gerçekten eksik olduğumuz bir yeri hiç göstermiyorsa, yine yanıltır. Yeterli olduğumuz yerde kendimizi yetersiz sanmak da yetersiz olduğumuz yerde kendimizi yeterli sanmak da yön kaybıdır.

İkincisi, elçiyi cezalandırmamaktır.

Değersizlik hissi bazen zorlu bir haber getirir. Bir eksikliği, bir kırılganlığı, bir uyumsuzluğu, bir gelişim ihtiyacını gösterir. Biz bu haberi getirdiği için ona saldırırsak, onu bastırırsak, onu yok sayarsak ya da onu acımasızca bombardımana tutarsak, ona işlevini kaybettiririz.

Elçi zorlu bir haber getirdi diye öldürülmez. Ama elçinin getirdiği haber de sorgusuz kabul edilmez.

Bunu somutlaştıralım.

Diyelim ki yüksek lisans yapıyoruz ve proje dersindeyiz. Dört arkadaş bir grup oluşturduk. Görev paylaşımıyla ilerleyeceğiz.

Önce pusulanın yanlış bilgi vermesine bakalım.

Proje yoğun bir ön araştırma gerektiriyor. Ben konuyu gruptaki herkesten çok daha iyi biliyorum ama bunu fark etmiyorum bile. Çünkü kökeni eskiye dayanan çarpıtmalarım var; bu alanı neredeyse kutsal görüyorum. Yaptığım her çalışmayı yetersiz buluyor, mevcut birikimimi cılız sanıyorum. Bu alanı gözümde o kadar büyütüyorum ki, kendi birikimimi göremiyorum.

Bu yüzden yeterli olduğum halde hem kendimden hem ekipten bunu, bilincinde bile olmadan saklıyorum.

Konuyla ilgili araştırma sorumluluğunu kimseye bırakmıyor, tek başıma üstleniyorum. Diğer arkadaşlar başka sorumluluklar alıyor.

Arkadaşlar haftada 8 saat çalışırken ben 20 saat harcıyorum. Ama onlar kendilerine düşen işleri teslim ediyor, ben ise haftalarca oyalanıyorum.

Sonuç?

Aşırı çaba harcamama rağmen proje ilerlemiyor, ekibin dengesi bozuluyor. Çünkü pusula yanlış bilgi veriyor. Beni eksik olmadığım yerde eksik gösteriyor. Ben de yönümü kaybediyorum.

Ters yönde hata da mümkündür.

Bir başka arkadaş, liderlik becerileri zayıf olduğu halde kendini çok yetkin sanıyor olabilir. Pusulası bu kez eksikliği göstermiyordur. Böyle biri liderliği üstlenmeye girişebilir ve alabilir. Bu durumda daha iyi liderlik yapabilecek kişilerin önü kapanır. Ekip, yine yön kaybeder.

Yani pusula iki şekilde de bozulabilir.

Olmayan eksikliği devleştirir. Var olan eksikliği gizler.

İkisinde de yön kaybederiz.

Bir de pusulanın verdiği doğru mesajlara kulak tıkamak vardır. Özdeğerimizle ilgili olumsuz bir işaret geldiğinde bazen onu bastırır, yok sayar, hatta acımasızca bombardımana tutarız.

“Sus.”
“Yine başladın.”
“Bunu hissetmemeliyim.”
“Bu zayıflık.”
“Bu beni mahvediyor.”

Oysa mesaj doğruysa, onu görmezden gelmek faydayı değil zararı büyütür.

Diyelim ki gerçekten bir konuda eksiğimiz var. Belki bir beceriyi henüz geliştirmedik. Belki bir ilişkide sürekli kendimizi küçük düşürüyoruz. Belki bir ortamda gereksiz yere ağır bir bedel ödüyoruz. Belki destek almamız gerekiyor. Belki dinlenmeden ilerlemeye çalışıyoruz.

Değersizlik hissi burada doğru ayarlandığında şunu söyleyebilir:

“Burada bir şeye bakman gerekiyor.”
“Burada kendini gereğinden fazla küçültüyorsun.”
“Burada gerçekten gelişmen gereken bir alan var.”
“Burada yanlış ölçüyle kendini tartıyorsun.”
“Burada yük çok fazla.”
“Burada destek eksik.”

Bu mesajları hemen “ben değersizim” hükmüne çevirmek de yanlıştır; hiç duymamak da.

Yapmamız gereken şey, pusulayı okumaktır.

Neyi gösteriyor?
Doğru mu gösteriyor?
Abartıyor mu?
Bir şeyi olduğundan küçük mü gösteriyor?
Eski bir yara mı konuşuyor?
Gerçek bir gelişim alanı mı var?
Beni küçültmeye mi çalışıyor, yoksa yönümü mü düzeltiyor?

Şunu unutmayalım: Özdeğer pusulamız iyi çalıştığında, eksikliklerimizin işaret ettiği yönü görmek çok kıymetlidir.

Çünkü eksiklik yön gösterdiğinde düşman değildir.
Kırılganlık haber getirdiğinde düşman değildir.
Değersizlik hissi doğru okunduğunda düşman değildir.

Ama bunun için pusulayı hem kalibre etmemiz hem de getirdiği zorlu haberlerden korkmamayı öğrenmemiz gerekir.

Bu kitapta özdeğer üzerine anlattığımız tüm yaklaşım ve teknikler de buna hizmet eder.

Özdeğer ile değeri ayırmak, pusulanın neyi ölçtüğünü anlamamıza yardım eder.
Mutlak değersizlik ve mutlak değerlilik uçlarını görmek, ibrenin uçlara savrulmasını fark ettirir.
Özdeğer ölçeği, pusulanın verdiği işareti 1–0 hükmüne çevirmemizi engeller.
Durumsallık ve ikincil ölçekler, ibrenin hangi bağlamda neden oynadığını gösterir.
Genel rahatlama, özel rahatlama, muhabbetli çatışma ve yakınlaştırma ise pusuladan gelen bilgiyi yaşamda kullanılabilir hâle getirir.

Böylece zorlu haberlerden korkmak yerine, onlardan yararlanmayı öğreniriz.

Bir sonraki adımda bu pusulayı biraz daha geliştireceğiz. Çünkü pusula yönü gösterir; ama yolun tüm ayrıntılarını anlatmaz. Hangi eksik daha yakın, hangisi daha önemli, hangisi daha riskli, hangisi daha kolay çalışılabilir? Bunları görmek için daha incelikli bir tarama gerekir.

Orada değersizliği bir radar olarak ele alacağız.


ÖZDEĞER VE YAKINLAŞTIRMA  |  İçindekiler  |  BİR RADAR OLARAK DEĞERSİZLİK

© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.

Yorum bırakın