PİŞMANLIK

Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 72/96


Pişmanlık hem frendir hem geri vitestir. “Bak, o yolu denemiştik; nasıl sonuçlandığını hatırla” diye uyarır: “Dur şimdi, oraya yine sapmayalım. Hatta girdiysek biraz geri çekilelim; başka bir çataldan ilerleyelim. Aynı yerden bir daha ısırılmayalım” der.

*

Bir duygu kendini sınırsızca tetiklemeye başladığında, artık fayda değil zarardır; büyür de büyür, çevresini yer bitirir.

Pişmanlık bize ne diyor? Amacı bizi yiyip bitirmek mi gerçekten? Yoksa biz mi karıştırıyoruz niyetini? İçimizdeki lider bu elçiyi nasıl dinliyor, ne söylediğini anlayabiliyor mu? Gerçekten “ah vah edelim, hayıflanıp duralım, takatimizi keselim, yaşamdan kopalım” mı diyor?

Olabilir mi?

Pişmanlık, geçmişe dair çoktan başlamış bir öğrenmedir. Düzeltmemiz gereken bir dış durumu işaret ettiği olur; ama çoğu zaman düzeltmemiz gereken şey içeridedir. Pişmanlık da o yüzden ısrarlıdır.

İnsan yanlışından öğrenir. Deneyerek, yanılarak, yanıldığını anlayıp yeniden deneyerek… Daha iyi yanılgılardan geçerek daha iyiye yaklaşır.

Pişmanlık, öğrenme macerasının takıldığı yeri gösterir. Değiştirilmedikçe ilerlemeyi kısıtlayan özel yanlışları işaret eder. Bazen bir ilişkimizdeki tıkanıklığı gösterir, bazen bir davranış kalıbını, bazen de içerideki bir patinajı.

Pişmanlığın kendisi çözülmemiş bir takılmayı işaret ederken, bir de onun içinde debelenmek kendi ayaklarımızın dibine bir kamyon daha balçık dökmek gibidir.

Bazen şöyle düşünürüz: “Bu acıyı çekmem gerek. Bu cehennemde kavrulmam gerek.” Belki de öyledir. Ama gerçekten mi öyle? Yoksa farkında olmadan boş yere kızgın tavada mı tutuyoruz kendimizi?

Pişmanlığı bastırdığımızda, bildiğimiz bir yanlışta ısrar etmiş oluruz. Bu da içte yarılmalar, küçük depremler biriktirir.

Pişmanlığı derinleştirmekte ısrar ettiğimizde ise, bataklıktaki çırpınmanın üstüne katran dökeriz. Daha da ağırlaşırız.

İkisi de öğrenmeyi zorlaştırır. Bastırmak da pişmanlığın içinde kendimizi gömmek de aynı kapıya çıkabilir: Pişmanlık haberini veremez, öğrenme tamamlanamaz, motivasyon yeniden akamaz.

Oysa pişmanlıktan öğrenerek kanatlanabiliriz.

“Neyi görmedik?”
“Neyi tekrar ediyoruz?”
“Nerede geri çekilmemiz gerekiyor?”
“Nerede özür dilememiz gerekiyor?”
“Nerede telafi mümkün?”
“Nerede artık aynı çukura düşmemeyi öğrenmemiz gerekiyor?”

Bu sorular bizi gömmek için gelmez. Bizi geçmişe zincirlemek için de gelmez. Tam tersine, geçmişten öğrenip gelecekte daha özgür hareket edebilmemiz için gelir.

Pişmanlığı bastırarak fay hatları oluştururken ya da onu kendimizi gömmek için kullanırken motivasyondan söz etmek boş bir çabadır. Çünkü motivasyon ilerlemek ister; pişmanlık ise arkada açık kalmış bir dosyayı gösterir. O dosya hiç görülmeyince de, sürekli kurcalanınca da hareket zorlaşır.

Bırakalım işini yapsın. İzin verelim, pişmanlık bize yavaş yavaş, merhametle öğretsin. Sesinin bu kadar başa çıkılmaz hâle gelmesi, belki de bir türlü güzelce kulak vermememizdendir. Uzaktan, gerekirse hâlâ kulaklarımızı yarım kapatarak, dostça bir gülümseme gönderelim ona.

“Tamam, seni duyuyoruz. Bizi yakmana gerek yok; ne öğretmek istediğini anlamaya çalışacağız” diyelim.

Sesi zamanla normale inebilir. Bizimle sohbete başlayabilir. Liderliğimizi kolaylaştırabilir.

Çünkü en baştan beri niyeti bize fayda sağlamak zaten.


BUNALMA / DARALMA  |  İçindekiler  |  DEPRESİF DUYGULAR

© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.

Yorum bırakın