YAKINLAŞTIRMADA KAPASİTE

Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 85/96


Heves etmek hafiftir; hevesi yaşama katmak kapasite ister. Zaman, dikkat, enerji, kaynak, bakım ve uygun koşullar olmadan hevesleri yaşama yaklaştırmaya çalışmak, motivasyonu beslemek yerine gereksiz yere tüketebilir. Kalabalığı ayıklayıp tekil yükleri hafifletsek, iç çatışmalarımızı muhabbetli hâle getirsek bile, yeni şeyleri yaşama alırken kapasitemizi nasıl kullandığımız belirleyici olur.

*

Bir şeyi yaşama katmak, dönüşmek, gelişmek, hayatımızda olmayan bir şeyi yakına çekmek… Bunlar çok değerlidir. Ama hepsinin bir bedeli vardır.

Dikkat etmezsek, motivasyonumuza iyi gelen şeyler bile motivasyonumuzu dağıtabilir. Çünkü heves etmek bedelsizdir; ama hevesi yaşama katmak bedel ister. Zaman ister, dikkat ister, takip ister, bakım ister, bazen para ister, bazen ilişki ister, bazen de başka bir şeyden vazgeçmeyi ister.

Yakınlaştırma hataları dönüşüm yolculuğunu sık sık tehlikeye atan çukurlardır. Hepsini burada saymak mümkün değil; ama motivasyon havuzumuzu en çok zorlayan bazılarını görebiliriz.

Olmayacak Şeylerin Peşinde Koşmak

Eskiler ne güzel der: “Taşıma suyla değirmen dönmez.” Olmayacağı baştan belli olan bir şeye gömüldüğümüzde —ister fark edelim ister edemeyelim— ve bundan bir türlü kendimizi geri alamadığımızda, zamanla motivasyon havuzumuzu tüketiriz. Bazı şeyler bizi çağırır; ama çağıran her şeyin oluru yoktur. Oluru olmayan bir şeyi sürekli zorlamak, hareket gücümüzü tüketir.

Heves İle İşin Kendisini Karıştırmak

Heves yer kaplamaz; binlerce heves taşıyabiliriz. Ama hevesi işin kendisiyle karıştırırsak yaşamımız daralır. Bir şeye heves etmek başka, onu yaşamımıza almak başkadır. Heves hafiftir; işin kendisi ise yer ister. Zaman ister, düzen ister, emek ister. Heves ettiğimiz şeyle hevesin kendisi birbirine karıştığında, birkaç heves bile mevcut düzeni dağıtabilir. Nesnesiyle birleşen heves, artık yalnızca içimizde parlayan bir ihtimal değildir; havuzdan kaynak isteyen bir işe dönüşmüştür.

Kapasiteyi Görmezden Gelmek

Bir hevesi yaşama geçirmenin yolu vardır. Zaman ister, güç ister, kaynak ister, duygusal enerji ister. Eşzamanlı yapabileceklerimizin sınırlarını bilmemiz gerekir. Heves ettiğimiz şeyleri sıraya koymak, önceliklendirmek, gerektiğinde ertelemek veya vazgeçmek bu yüzden önemlidir. Kapasiteye riayet etmemek, motivasyon havuzunu kurutur. Çünkü aynı havuzdan aynı anda çok fazla şeye su vermeye çalışırız.

Hazır Bulunuşluğu Yok Saymak

Sonuçları süreçler üretir; süreçler ise girdiler ister. Girdiler eksikken süreç çalışmaz, süreç çalışmazsa sonuç oluşmaz. Motivasyon gereklidir; ama tek başına yeterli değildir. Bir şeyi istememiz, onu gerçekleştirecek koşulların hazır olduğu anlamına gelmez. Bilgi eksik olabilir. Zaman eksik olabilir. Destek eksik olabilir. Bedensel güç eksik olabilir. İlişki zemini eksik olabilir. Hazır bulunuşluğu yok saydığımızda, motivasyonu, eksik girdiler yüzünden çalışamayacak bir süreci boşu boşuna zorlamaya harcarız.

Oluruna Bakmamak

Bir hevese kaynak ayırırken sormamız gereken bazı sorular vardır: Oluru var mı? Daha önce yapılmış mı? Bana benzeyen biri bunu başarabilir mi? Yapılmamışsa, oluru olup olmadığını küçük bir denemeyle görebilir miyiz? Çoğu zaman bu soruları yeterince tartmayız. Hatta “olmazı” belirgin olan konularda bile debelenip dururuz. Motivasyon böyle bir yükü uzun süre taşıyamaz.

Yürürünü Hesap Etmemek

Bazen bir işin oluru vardır; yürürünün neler gerektireceği de açıktır. Ama o dönemde bu bedeli ödemeye hazır değilizdir. Bir şey mümkün olabilir; ama şu an bizim için yürür olmayabilir. Olur ile yürür arasındaki farkı görmediğimizde, içimizdeki bazı parçaların istediği bir şeye başka parçalarımız ayak direr. Bu çelişki içinde kendi kendimize eziyet ederiz. Motivasyon havuzu da bu iç çekişmede boşalır.

Başlamadan Büyütmek

Ne çok yaparız: Bir fikrin bebeğini üretmek ve onu büyütmek yerine, daha doğmadan yirmi yaşında olmasını isteriz. Sonuç? Doğmaz. Doğamaz. Hayal âlemimizde önce aşırı olgunlaşır, sonra yaşama geçemeyerek çürümeye başlar. Böylece motivasyonumuzu zehirler. Ya da belki çürümeden varlığını korur ama bizi gerçek yaşamdan kopuk tutmaya devam eder. Oysa yakınlaştırma çoğu zaman küçük bir bebek üretmekle başlar. Küçük bir deneme, küçük bir temas, küçük bir ilk sürüm, küçük bir görüşme, küçük bir not… Yaşama doğan şey, gerçek gelişim sürecini yaşayarak bulur. Varlığını koruyamayacaksa da bunu yaşamın içinde gösterir; içimizi zehirlemez.

Erken Bakımları İhmal Etmek

Hayata çağırdığımız şeyler büyürken bakım ister. Takip gerektirir, ritim gerektirir, şefkat gerektirir. Ama bazen bir sonraki heves daha cazip görünür ve ona kapılıveririz. Böylece önceki hevesimizin yaşama girmiş hâli bakımsız kalır. Geri döndüğümüzde, bakımını ihmal ettiğimiz işlerin darmadağın, belki de kurtarılamaz hâle geldiğini görürüz. Motivasyon sistemimiz biraz daha çöker.

Yaşamımıza bir şeyler katmak çok motive edicidir. Ama yanlış yakınlaştırma, motivasyon havuzunun en zorlu götürenlerinden biri olabilir.

Doğru yakınlaştırma ise motivasyon havuzunun dostudur. Çünkü hevesi öldürmez, yaşamı da zorlamaz. Hevesle yaşam arasında taşınabilir, besleyici ve sürdürülebilir bir temas kurar.

***

Bu çevrimde motivasyonu daha iyi çalıştırmanın yollarına baktık.

Önce ayıklamayı gördük: Bazen yeni kaynak üretmeden, boşa giden kaynağı geri kazanmak mümkündür.

Genel rahatlama ile kalabalığın motivasyon havuzunu nasıl tükettiğini ve yükleri biraz indirdiğimizde sistemin nasıl nefes alabildiğini konuştuk.

Özel rahatlama ile tekil yükleri ayrıştırmayı, park etmeyi ve doğru mesafeden çalışmayı hatırladık.

Muhabbetli çatışma ile içimizdeki “bir şey yapmalı” ve “ne gerek var” taraflarını birbirine düşman etmek yerine aynı masaya oturtmayı denedik.

Yakınlaştırmada kapasite başlığında ise heves ettiklerimizi yaşama katarken motivasyon havuzunu kurutmamayı ele aldık.

Bütün bu başlıkların ortak bir yönü var:

Motivasyonu daha çok zorlamadık.

Önce boşa gidenleri gördük.

Yükleri hafiflettik.

Mesafeleri ayarladık.

İç çatışmaları konuşturduk.

Heveslerin yaşamımıza nasıl gireceğini daha dikkatli tarttık.

Böylece motivasyon, dışarıdan zorla eklenen bir yakıt olmaktan çok; daha iyi bakıldığında, daha iyi yönlendirildiğinde ve daha uygun koşullarda, kendini yeniden üretebilen bir yaşam gücü olarak görünmeye başladı.

Ama burada yeni bir soru beliriyor.

Havuzu okuduk.

Havuzu temizlemeye ve motivasyonu daha iyi çalıştırmaya başladık.

Peki yol zorlaştığında ne olacak?

Her zorluğa aynı şekilde mi yaklaşacağız?

Her direnç aşılması gereken bir engel midir?

Her güçlük bizi geliştiren bir antrenman mıdır?

Yoksa bazı zorluklarda durmamız, bazılarında öğrenmemiz, bazılarını ayrıştırmamız, bazılarını ertelememiz, bazılarından da vazgeçmemiz mi daha uygundur?

Bir sonraki çevrimde motivasyonu korumanın en önemli becerilerinden birine geçeceğiz: zorlukları ayırt etmeye.


“BİR ŞEY YAPMALI” İLE “NE GEREK VAR” ARASINDA: MUHABBETLİ ÇATIŞMA  |  İçindekiler  |  ZORLUKLARDAN YILMAMAK

© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.

Yorum bırakın