Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 19/96
Bir konuyu saplantıya dönüştürdüğümüzde, o şey bedenimize saplanmış bir bıçak gibi olur. Onu daha çok düşünmek, derinleştirmek, evirip çevirmek çoğu zaman çözüm getirmez; tahribatı artırabilir.
*
İnsan, bedenine saplanmış bir bıçağı öyle rahatça kendi başına inceleyemez. Hatta ona bakması bile zordur. Hele ki önlem almadan çıkarmaya kalkarsa, zarar daha da büyüyebilir.
Bazı meseleler zihnimizde böyle durur. Yalnızca önemli oldukları için değil; içimize fazla girdikleri, adeta bedensel bütünlüğümüze kadar yaklaştıkları için. Onları düşünürüz, yeniden düşünürüz, evirir çevirir, çözmeye çalışırız. Ama her düşünme, meseleyi biraz daha derine itebilir.
Elbette en iyisi, hiçbir şeyi saplantı hâline getirmemektir. Ama bir şeyin saplantıya dönüştüğünü fark ediyorsak, orada biraz durmak gerekir. Çünkü artık yalnızca “bu işi iyi yapayım” düzeyinde bir titizlikten söz ediyor olmayabiliriz.
Saplantıyı “tamamlamak” değildir mesele. Ona “şaheser” muamelesi yapmak da değildir. Yapılması gereken, o bıçağı güvenle ve bilinçle bedenden çıkarabilmenin yolunu bulmaktır. Ve bu, çoğu zaman yalnız yapılabilecek bir iş olmayabilir.
Bazı insanlar saplantılarını mükemmeliyetçilik diye etiketler. Ama saplantı, mükemmeliyetçilikten daha güçlü, daha derin ve daha dikkat isteyen bir işleyiş olabilir.
Eğer bir konuyu zihninizden çıkaramıyorsanız; onu bırakmayı düşünmek bile size ihanet gibi geliyorsa; vazgeçmek, ertelemek, uzaklaşmak ya da yardım almak fikri bile içinizde sert bir direnç uyandırıyorsa, burada biraz durmak yerinde olur.
Bu hâl yalnızca mükemmeliyetçilik olmayabilir. Saplantıya doğru ilerleyen bir işleyiş olabilir. Burada ilk iş, saplantıyı çözmeye koşmak değil; onu mükemmeliyetçilikle karıştırmamaktır.
Bu farkındalık canınızı acıtabilir, ama değerlidir. Çünkü saplantıyı mükemmeliyetçilik maskesiyle taşıdığımızda, onu tanımak zorlaşır. Tanımadığımız şeyi de uygun şekilde ele alamayız.
Saplantı, ister başkasının etkisiyle içeri girmiş olsun, ister kendi ellerimizle büyütülmüş olsun, bedene saplı bir bıçak gibidir. Onu yok saymak da, onunla hoyratça uğraşmak da zarar verebilir.
Bu yüzden eyleme geçmeden önce durmak gerekir. Önce duruma dikkatle bakmak gerekir. Gerekirse destek almak, yön bulmak, bir uzmanla ya da güvenilir bir eşlikçiyle birlikte düşünmek gerekir.
Bazen belirleyici olan, bıçağın girmiş olması değildir yalnızca; nasıl, ne zaman ve hangi hazırlıkla çıkarıldığıdır.
Bu hassas ayrımı yaptıktan sonra, şimdi mükemmeliyetçilikle karışabilen bir başka hâle bakalım: bakışı kapatan yakınlığa.
← KALABALIK DAĞILDIĞINDA SORUN ÇÖZÜLMEZSE | İçindekiler | GÖRÜŞÜ KAPATAN YAKINLIK →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.