Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 24/96
İdeal yön gösterir; ama yaşanabilir olan çoğu zaman ideal değildir. Optimum ise sandığımız kadar kolay hesaplanmaz. Yaşamda çoğu zaman kusursuz noktayı bulmayız; yeterince iyi bir kestirimle yola devam ederiz.
*
İdeal bir elma var mıdır? İdeal bir başarı? İdeal bir bağlanma? İdeal bir insan? İdeal bir çözüm?
Bu sorular ilk bakışta anlamlı görünebilir. Çünkü “ideal” kavramı zihnimize yön verir. Ne tarafa gitmek istediğimizi, neyi geliştirmek istediğimizi, hangi niteliğe yaklaşmak istediğimizi göstermekte işe yarayabilir.
Ama idealin bir tehlikesi vardır: Onu yön olarak değil, varılacak yer olarak görmeye başladığımızda bizi tüketir.
İdeal, sonsuzda ulaşılan bir limit gibidir. Yaklaşılır ama tam olarak varılamaz. Kavramsal olarak faydalı olabilir; ama yaşamın içinde mutlak bir hedefe dönüştüğünde insanı duramaz hâle getirir.
Mükemmel de böyledir.
Yön gösterebilir. Ama varılabilir bir yer değildir. Mükemmele doğru gitmek bazı durumlarda kaliteyi artırabilir; fakat mükemmele varmaya çalışmak sonsuza kadar sürebilir.
Bir noktada durmak gerekir. O durduğumuz yer, çoğu zaman ideal değildir. Ama bağlam içinde yeterli, işlevsel, yaşanabilir ve anlamlı olabilir.
Peki optimum?
Mükemmele ulaşamıyoruz diyelim. O zaman belki de nerede duracağımızın optimum bir noktası vardır. Onu hesaplayabilirsek, ne fazla uğraşırız ne eksik bırakırız. Ne güzel olurdu.
Ama yaşam çoğu zaman buna izin vermez.
Çünkü gerçek yaşam belirsizliklerle doludur. Bir durma noktasını tam olarak hesaplamak için, o işin bütün etkilerini, bütün olasılıklarını, bütün bedellerini, bütün bağlamlarını bilmek gerekir. Bu çoğu zaman mümkün değildir.
Mümkün gibi görünen yerlerde bile, hesaplamanın maliyeti fazla olabilir. Bir noktayı kusursuz hesaplamak için harcayacağımız zaman ve enerji, o noktayı bulmanın sağlayacağı faydadan daha büyük olabilir.
Bunu çoğumuz yaşamışızdır: En uygun uçak biletini, oteli ya da beyaz eşyayı bulmak için bir akşamı sekmeler arasında geçiririz. Karşılaştırdıkça seçenekler çoğalır, fark küçülür, gece ilerler. Sonunda “en iyi fiyatı” bulmuş oluruz belki; ama aramanın bedeli — saatlerimiz, dikkatimiz, keyfimiz — bulduğumuz tasarrufu çoktan aşmıştır.
Bazen de hesaplamak gerçekten kolaydır; ama sonucun değeri, o hesapla uğraşmaya değmez.
Bu yüzden ideal noktayı ya da optimum durma ayarını ararken yeni bir tuzağa düşebiliriz: hesaplanabilirlik yanılgısı.
Her şeyin doğru hesabı yapılabilir sanırız.
Her kararın en iyi noktası bulunabilir sanırız.
Her iş için kusursuz durma çizgisi çizilebilir sanırız.
Oysa çoğu zaman elimizde kesin hesap değil, kestirim vardır.
Kestirim, belirsizlik içinde yön bulma becerisidir. Kusursuz değildir ama yaşamsaldır. Bugün elimizdeki bilgiyle bir karar veririz. Sonra sonucu görür, öğrenir, sonraki kestirimimizi iyileştiririz.
Bu, zayıflık değildir. Yaşamla uyumlu çalışmaktır.
Durma ayarının ideal noktasını bulmaya çalışmayın. Çoğu zaman yoktur. Varsa bile tam olarak hesaplanamaz. Hesaplanabilir gibi göründüğü yerlerde ise çoğu zaman çabanıza değmez.
Bunun yerine durma noktanızı kestirimle belirleyin.
Elinizdeki bağlama bakın.
Kaynaklarınıza bakın.
İşin amacına bakın.
Beklenen faydaya bakın.
Ödeyeceğiniz bedele bakın.
Sonra bir karar verin.
Yanılırsanız, bu da felaket olmak zorunda değildir. Yanlış kestirimler, sonraki kestirimleri iyileştirir. İnsan yaşamayı böyle öğrenir: karar verir, sonuç alır, yanılır, düzeltir, yeniden dener.
Eğer içinizden bir ses buna direniyorsa, onu bastırmaya çalışmayın. O ses belki eski zihinsel modellerin yankısıdır. Belki sizi korumaya çalışıyordur. Belki de “yanılırsam değerim düşer” korkusuyla konuşuyordur.
Onu dinleyin. Ama ona hemen teslim olmayın.
Muhabbetli bir pazarlık yapın.
Şunu sorabilirsiniz:
“Bu kararı kusursuz hesaplamam gerçekten gerekiyor mu?”
“Yoksa elimdeki bilgiyle yeterince iyi bir kestirim yapabilir miyim?”
“Yanılırsam buradan ne öğrenebilirim?”
“Şu anda durmak, yaşamın bütünü içinde daha yerinde olabilir mi?”
İdeal, yön gösterebilir. Optimum, bazı dar alanlarda hesaplanabilir. Ama yaşamın büyük kısmında yolumuzu kestirimlerle buluruz.
Bu kötü haber değildir.
Çünkü kestirim öğrenilebilir. Durma ayarı gelişebilir. Tamamlık duygusu yaşadıkça incelir.
Ve çoğu zaman bizi özgürleştiren şey, ideal noktayı bulmak değil; yeterince iyi bir noktada durabilmeyi öğrenmektir.
← DURMA AYARI BOZUKLUĞU | İçindekiler | DENGE VE TUTARLILIK TAKINTISI →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.