Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 38/96
Mükemmeliyetçilik bazen başlı başına bir neden gibi görünür. Ama çoğu zaman bir durum, bir sonuç ya da bir uyarı işareti olarak çalışır. Onu doğuran süreçlere baktığımızda, küçük mesafe ve ayrıştırma ayarlarının büyük etkiler doğurabileceğini görürüz.
*
Genel rahatlama ve özel rahatlamayı mükemmeliyetçilikle birlikte yeniden düşünelim.
Genel rahatlama yoksa, dert çokluğu içinde boğuluruz. Mükemmeliyetçilik o kalabalığın içindeki darbelerden yalnızca biri olabilir. Bazen de kalabalığın kendisini mükemmeliyetçilik üretmiştir; hiçbir şeyi “oldu” diye bırakamadığımız için yükleri biriktirmiş, her şeyi aynı anda taşımaya başlamış olabiliriz. Bu durumda ilk iş, mükemmeliyetçilikle kavga etmek değil; kalabalığı biraz yatıştırmak, yükleri biraz uzaklaştırmak, iç dünyaya nefes aldırmaktır.
Tekil mesafeyi ayarlayamıyorsak, bir konu bütün hayatımızı kaplayabilir. Gözümüzün önüne fazla yaklaşır. Başka şeyleri görmemizi engeller. Bir işi iyi yapmak isterken, o işi bütün yaşamın merkezine koyarız. Bir ilişkiyi düzeltmek isterken, bütün varlığımızı o ilişkinin gidişine bağlarız. Bir üretimi tamamlamak isterken, kendimizi yalnızca o üretimin sonucuyla ölçeriz. Bu durumda mesele yalnızca “çok önemsiyorum” değildir. Belki de konu yanlış mesafededir.
Park mesafesi bozuksa, önemli bir konu ya bizi sürekli ezer ya da tamamen gündemden düşer. Fazla yakına park edilmiş bir konu, başka her şeyi işgal eder. Fazla uzağa atılmış bir konu ise geç kalmış, büyümüş, ağırlaşmış hâlde geri döner. Mükemmeliyetçilik burada iki yönde de çalışabilir. Bir konuyu fazla yakında tutarak onu bütün yaşamın ölçüsü hâline getirebilir. Ya da bazı konuları başa çıkamadıkça o kadar uzağa iteriz ki, sonra gecikmiş yükler olarak geri döner ve tamamlık ayarımızı bozar.
Çalışma mesafesini yönetemiyorsak, bir konuyla verimli ilişki kuramayız. Hep yakında kalırsak ayrıntılarda boğuluruz. Hep uzakta kalırsak eyleme geçemeyiz. Hep normal mesafede kalırsak, bazen bütünü kaçırır, bazen de ayrıntıyı görmeyiz. Mükemmeliyetçilik çoğu zaman bizi bulunduğumuz mesafeye yapıştırır. Ayrıntıya girmişsek çıkamayız. Uzakta duruyorsak başlayamayız. Normal çalışıyorsak da durma, yaklaşma ve geri çekilme ayarını kaybedebiliriz.
Ayrıştıramıyorsak, konular birbirine yapışır. Hoca projeye, eleştiri değere, hata kimliğe, eksik bütün işe, beklenti yaşama yapışır. O zaman küçük bir parçayla çalışmak bile imkânsızlaşır. Çünkü bir parçaya dokununca bütün ağırlık birlikte gelir. Mükemmeliyetçiliğin pek çok görünümü bu yapışmadan beslenir.
Bir eksiği düzeltmek isterken bütün benliğimizi düzeltmeye kalkarız.
Bir işi tamamlamak isterken bütün değerimizi kanıtlamaya çalışırız.
Bir eleştiriyi değerlendirmek isterken bütün kimliğimizi savunuruz.
Bir parçayı iyileştirmek isterken bütün yaşamı aynı anda toparlamaya çalışırız.
Oysa mesafe ve ayrıştırma becerisi geliştiğinde, mükemmeliyetçilikle ilişkimiz değişir.
Yükleri topluca uzaklaştırabiliriz.
Önemli konuları uygun park mesafesinde tutabiliriz.
Çalışacağımız konuyu doğru mesafeye alabiliriz.
Yakın, normal ve uzak çalışma mesafeleri arasında geçiş yapabiliriz.
Birbirine yapışmış konuları ve tek bir konunun içindeki olguları ayırt edebiliriz.
Bunları yapabildiğimizde mükemmeliyetçilik, bizi tüketen bir boğuşma olmaktan çıkmaya başlar. Bazen hâlâ gelir. Bazen uyarır. Bazen kaliteyi, özeni, dikkati hatırlatır. Bazen de zorlantıya kaydığını fark ederiz. Ama artık onunla çalışabileceğimiz bir alan oluşmuştur.
Çünkü her şeyi aynı anda sırtımızda taşımıyoruzdur.
Her konuyu aynı mesafede tutmuyoruzdur.
Her parçayı bütün hayat sanmıyoruzdur.
Her eksikliği benliğimize yapıştırmıyoruzdur.
Mükemmeliyetçilikle çalışmak için bazen daha çok çaba değil, daha doğru mesafe gerekir. Bazen daha fazla analiz değil, canlı bir ayrıştırma gerekir. Bazen de konuyu çözmeden önce, onunla kurulacak ilişkiyi düzenlemek gerekir.
***
Bu çevrimde mesafe ve ayrıştırma araçlarını gördük.
Genel rahatlama bize zihinsel kalabalığı biraz uzaklaştırma imkânı verdi. Özel rahatlama, tekil konularla daha dikkatli çalışmamız gerektiğini gösterdi. Park mesafesi, önemli olanı yok saymadan ama sürekli sırtımızda taşımadan bekletmeyi öğretti. Çalışma mesafesi, bir konuyla bazen uzaktan, bazen normal mesafeden, bazen de yakından ilgilenmemiz gerektiğini gösterdi. Olgusal ayrıştırma ise hem birbirine yapışmış konuları hem de tek bir konunun içindeki olguları canlı bağlarını koparmadan ayırt etmeye çağırdı.
Böylece mükemmeliyetçilikle savaşmadan, onunla çalışabileceğimiz daha geniş bir alan açıldı.
Artık bir sonraki adıma geçebiliriz. Yükleri uzaklaştırdığımız, konuları park ettiğimiz ve olguları ayrıştırdığımız hâlde bizi hâlâ güçlü biçimde savuran meselelere bakmanın vakti geldi.
← OLGUSAL AYRIŞTIRMA | İçindekiler | YİNE DE OLMUYORSA →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.