MÜKEMMELİYETÇİLİĞİ KAPATMADAN KAPATIRKEN

Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 42/96


Hiçbir şey bıçakla kesilmiş gibi başlamaz, hiçbir şey bıçakla kesilmiş gibi bitmez. Bu kitaba ve bu bölüme başlamadan önce de mükemmeliyetçilikle ilgili uzun bir yol yürümüştünüz; bu bölümü bitirirken de yolun sonuna gelmiş olmayacaksınız.

Yaşam sürdükçe dönüşüm sürer.

Başlangıçlar ve bitişler çoğu zaman abartılır. Asıl olan, aradaki yaşamdır. Bu kısım size bazı kavramlar, ayrımlar ve araçlar sundu; yolculuk, bunları kendi deneyimlerinizde yokladıkça zenginleşecektir.

Mükemmeliyetçilik vadisinde tek bir sorunla değil, tamamlık arzumuzun farklı işleyişleriyle karşılaştık. Bazılarının aslında çoklukla, saplantıyla, aşırı yakınlıkla, mesafe bozukluğuyla ya da ayrışmamış olgularla ilgili olduğunu gördük. Bazılarının ise gerçekten “oldu mu, olmadı mı?” sorusuyla, durma ayarımızla, ideal arayışımızla ve içimizdeki olducu–olmadıcı çatışmasıyla ilişkili olduğunu fark ettik.

Bu yolculuk bize şunu gösterdi:

Mükemmeliyetçiliği kısmak, özeni kısmak demek değildir.

Tam tersine, özenle ilişkimizi yaşama daha uygun, daha serbest ve daha canlı biçimde yeniden ayarlamaktır. Bir şeyi iyi yapmak isteğini yok etmek değil; bu isteğin nerede bizi geliştirdiğini, nerede daralttığını, nerede zorlantıya dönüştüğünü ayırt etmektir.

Artık bir şeyin olup olmadığını yalnızca kusurlarına, eksiklerine ya da dışarıdan aldığı onaya göre değerlendirmek zorunda değiliz. Bağlamına, sürecine, bedeline, yaşamımızdaki yerine, içimizde açtığı alana ve hayata nasıl karıştığına da bakabiliriz.

Bazen bir şey tam değildir ama yeterince canlıdır.

Bazen eksiktir ama yürüyordur.

Bazen yetişkin hâline henüz ulaşmamıştır ama bebek hâliyle yaşamdadır.

Bazen “olmadı” dediğimiz şey, aslında başka bir mesafede, başka bir çevrimde, başka bir bağlamda çoktan olmaya başlamıştır.

Ama “oldu mu, olmadı mı?” sorusunun altında çoğu zaman daha derin bir soru bekler:

Değerli miyim?

Çünkü bazen bir işin eksikliği, yalnızca işin eksikliği olarak kalmaz. İçimizde değerimize dokunur. Bir başarısızlık, yalnızca bir sonucun başarısızlığı olmaz; “ben başarısızım” hükmüne dönüşür. Bir eleştiri, yalnızca yapılan işe yönelmiş bir geri bildirim olmaz; “ben yetersizim” diye duyulur.

İşte burada mükemmeliyetçilik vadisinin altından başka bir vadi görünür.

Özdeğer vadisi.

Şimdi oraya geçebiliriz.


YAKINLAŞTIRMA  |  İçindekiler  |  DEĞERLİ MİYİM, DEĞERSİZ Mİ?

© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.

Yorum bırakın